Nitelikli

2024 Avrupa Turunun Sonu: Brugge Gezi Yazısı!

Evet evet, farkındayım. Gezi yazıları bir hayli geç geldi fakat sınavlar, TUS, atama süreçleri, görevlendirmeler derken ancak kafamı toplayıp geriye dönük gözden geçirebiliyorum blog sayfamızı. Çok da uzatmayayım, bir an evvel yazıp güncele getirelim gezi yazılarımızı. Önümüzde onlarca şehir var, benden söylemesi. Takipte kalmayı unutmayın! Önce genel bir anlatalım, sonra gezilecek yerleri paylaşayım sizlerle!

2024 rotamızın son şehri Brugge idi. Teknik aksaklıklar (Gent'i çok sevip, sabah Brugge'a geçmek yerine kanal turu yapmamız) sebebiyle sabahtan gelmeyi planladığımız Brugge'a öğlen saatleri geçince ancak varabilmiştik. Tabii ben haritayı önceden doldurmuştum ama 6-7 saat gibi kısıtlı bir vaktimiz olduğundan hızlı adımlarla gezimize başladık.

Hatırladığım kadarıyla Brugge tren istasyonu oldukça büyüktü, belli bir ücret karşılığında sırt çantalarımızı emanet odalarına (luggage room) bıraktık ve otobüs ile şehrin kalbine doğru yola çıktık. Kanal deyince benim aklıma ya Amsterdam ya da Venedik geliyor nedense ama Gent de Brugge da minik taş köprüleri ve tekneleri ile bizde o ''kanallı Avrupa kenti'' duygusunu uyandırdı doğruyu söylemek gerekirse. "Kuzey'in Venedik'i" diyenleri de duydum zaten burası için. Belçika'nın bu bölgelerinde Orta Çağ'ın sonlarına doğru yaşanan ticaret ile zenginleşme durumunda zaten bu kanalların çok büyük payı var. Gezerken de tüm sıcaklığı ile tarihini hissediyorsunuz buraların. Özellikle Brugge o taştan binaları, kuleleri, kiliseleri ve müzeleri ile adeta zamanın durduğu bir kent.

Zamanımız çok kısıtlı olduğundan vaktimizi sokaklarda geçirmeyi seçtik ve maalesef size müzelerden veya kiliselerden pek fotoğraf paylaşamayacağım; ama buna rağmen gezmeyi en sevdiğimiz yerlerden biri oldu burası. Meydanına giderken klasik kat kat biten çatıları ile sarmaşık kaplı taş duvarlı binalar karşıladı bizleri. Bir tarafımızda kanallar, diğer tarafta daracık Orta Çağ sokakları...

Belki bu tespitimde hatalı olabilirim ama Brugge'ün tarihi kenti bana Gent'inkinden çok daha büyük gözüktü. Şehir olarak Gent çok daha büyük olmasına rağmen tarihi tarafları Brugge'ün çok daha doyurucu olabilir. Gezilecek yerlere geçmeden önce Brugge hakkında bir şey daha söylemek istiyorum; her yer at/fayton ve bu sebeple maalesef at dışkısı dolu idi. Özellikle ana meydandan Aşıklar Köprüsü'ne doğru giden yolda bize çok eşlik ettiler... Şimdi gezilecek yerleri yazacağım tabii ki; kiliseler, belediye binaları, çan kulesi gibi gibi... Ama Brugge'a adım attığınızda bence haritaya bakmayı unutuyorsunuz; çünkü taş döşeli yolları, evleri, köprüleri ile her yeri müzeden çıkmış gibi duruyor bu kentin. Yine de bir liste yapmaya çalışalım.

Brugge Gezilecek Yerler!

1. Onze-Lieve-Vrouwekerk (Bizim Leydi Kilisesi)

İnşası 13. yüzyılda başlayıp 15. yüzyıl dolaylarında tamamlanan kilise, yaklaşık 120 metre yüksekliğindeki çan kulesi ile şehirdeki en yüksek yapıdır. Dünyanın da tuğladan yapılmış en yüksek ikinci yapısı oluyor. Kilisenin bir önemli detayı daha var: İçinde Michelangelo'nun Brugge Meryem'i (Madonna of Bruges) heykeli bulunuyor. 1504 yılında yapılmış bu heykel, sanatçının İtalya dışına çıkartılan ender eserlerinden birisidir. Sağlığı sırasında İtalya dışına çıkan tek eseri de budur. Brugge'deki (Avrupa'da ticari şehirlerden önde gelenlerinden biri) varlıklı kumaş tüccarı aile olan Giovanni ve Alessandro Moscheroni (Mouscron) kardeşler tarafından satın alınan heykel; günümüze kadar biri Napolyon, diğeri de Alman işgali sırasında yerinden edilmiş olsa da günümüzde bu kilisede ziyaret edilebilmektedir. Maalesef önünde akşam yemeğimizi yiyip içine girmeyi planlarken, daha ilk çatallarımızda kapılarının kapatıldığını izlemek zorunda kalmıştık bu kilisenin. Bir dahaki sefere diyelim.

2. Sint-Salvatorskathedraal (St. Salvator Katedrali)

Aslında hikayesi çok garip bir katedral burası. Çünkü katedral oluşu daha çok yeni; 19. yüzyıla kadar yüzlerce yıl boyunca küçük bir kiliseymiş bu yapı. Yapıldığı yüzyıllarda şehrin en büyük dini binası, şehir merkezinin tam karşısındaki Aziz Donatian Katedrali'ymiş. Bu sırada St. Salvator Kilisesi küçük bir kilise olarak kentin içinde yer alıyormuş. 1116'da yanmış, 1127'de Romanesk olarak yeniden yapılmış ve 1250'de Gotik tarzlar eklenerek büyütülmüş. 1799 yılında, Fransız İhtilali sonrasında Aziz Donatian Katedrali yıkılmış. 1830'lu yıllarda Brugge'a tekrar bir piskopos atanacağı zaman eski katedralin yıkılmış olması ve şehirde katedral bulunmaması sebebiyle St. Salvator Kilisesi katedralliğe terfi edilmiş. Ama bu kilise bir katedral için çok küçükmüş. Yanında bulunan Bizim Leydi Kilisesi bile çok daha ihtişamlı duruyormuş. Bu sebeple bina genişletilmiş ve yanındaki kiliseden daha uzun olacak şekilde bir kule inşa edilmiş. Yeni katedralin çatısı bir zaman sonra bir yangında çökünce Neo-Gotik restorasyonları ile ünlü bir mimar tutulmuş; fakat kendisi yapıyı Gotik yerine Romanesk şekilde restore edince çok eleştiri almış. Katedralin kulesine bakınca mimarın vermek istediği havayı çok net bir şekilde alabilirsiniz.

3. St. John's Hospital (St. John Hastanesi)

St. John Hastanesinin yeri benim için çok ayrı; meydanına girdiğim anda iliklerime kadar tarih hissettiğim yerlerden birisiydi burası. Hastanenin kendisi 12. yüzyıldan kalma bir Orta Çağ hastanesi. Kilisenin hemen yanında bulunuyor. Avrupa'nın hala ayakta duran en eski hastane binalarından bazıları bu kompleksteler. Hacıların ve gezginlerin bakıldığı hastanenin yanına daha sonraları bir manastır da inşa edilmiş. 19. yüzyılda yeni bir hastane için yıkılması düşünülmüş ama buna izin verilmemiş; yapı 1977 yılına kadar da hastane olarak kullanılmış.

4. Minnewaterbrug (Aşıklar Köprüsü) ve Poertoren (Barut Kulesi)

İkilimiz yan yana, o yüzden aynı başlıkta yazmak istedim. Efsaneye göre köprüyü birlikte geçen çiftlerin sonsuz bir aşk tadacakları söylenirmiş. Bu yüzden popüler bir yer. Üzerinde bulunduğu göl, Aşk Gölü olarak biliniyor. Hikayesi Minna ve Stromberg isimli iki aşığa dayanıyor.

Efsaneye göre kentin zengin soylularından birinin kızı olan Minna, ismi pek bilinmeyen, toprağı da olmayan cesur savaşçı Stromberg'e vurulur. Kızın babası bu birlikteliğe izin vermez ve onları ayırmaya yemin eder. Minna'yı kuzeyli, zengin ve yaşlı bir kont ile evlendirmek ister.

Çift, düğünden bir gün önce şehirden kaçmak ister ve ormana koşarlar; fakat Minna doğayla ve kış soğuğu ile başa çıkamaz. Üç gün üç gecelik kaçışın ardından ormanın ortasındaki küçük bir dere yatağında hayata gözlerini yumar.

Stromberg sevdiği kadını kaybetmenin acısıyla aklını kaybeder. Çıplak elleriyle dereye dallardan ve taşlardan bir set çekerek suyun önünü keser ve küçük bir göl oluşturur. Minna'yı kumlara bıraktıktan sonra kendisini de suya bırakır. Bugün Minnewater (Aşk Gölü) olarak anılan sulak alanın hikayesi böyledir.

Peki ya kule ve köprü? Köprü, 18 metrelik boyu ile 1397 yılında savunma amacıyla dikilmiş. 15. yüzyılda köprünün karşı ayağına bir kule daha yapılmış aslında. İkisine beraber ''Su Kapısı'' deniyormuş. Zamanla ayakta kalan günümüzdeki kule barut deposu olarak kullanılmaya başlanmış, bu sebeple Barut Kulesi ismini almış.

Yakınlarda Bonifacius Köprüsü olarak bilinen bir köprü daha var. ''Öpücük Köprüsü'' veya ''Aşk Köprüsü'' ismi ile de anılıyor. İkisini karıştırmamak lazım...

5. Brugge Meydanı, Çan Kulesi, Belediye Binası, Kutsal Kan Bazilikası

Haritadan kontrol ederseniz şehrin merkezinde iki tarihi meydan olduğunu fark edebilirsiniz. İkisini aynı başlıkta toplamak istedim. İlk meydan, Pazar Meydanı; Çan Kulesi'nin önündeki. Meydanı çevreleyen binalar içinde İl Mahkemesi, turist bilgilendirme merkezleri, oteller vs. bulunuyor. Tarihi yapılar ile çevrili, büyük meydan burası. Faytonlarla ve at dışkısı ile dolu meydan da maalesef buydu.

Çan Kulesi (Belfort), zamanında gözetleme kulesi olarak da kullanılmıştı. Meydana 1240 yılında eklenen binanın üst kısmı 1280 yılında bir yangın sonrası tekrar inşa edilmek zorunda kalmıştı. Kule tekrar yapılmış olsa da şehir arşivleri maalesef yangında kaybedildi. Kulenin sekizgen üst katı 15. yüzyılda eklenmiş. Fakat 1493 yılında bir yıldırım, kuleyi küle döndürmüş ve çanları yok etmiş. Yerine yapılan ahşap kule de 1741 yılında başka bir yangına kurban gidince yerine tekrar bir kule inşa edilmemiş. Günümüzde 83 metre olan kuleye bir ücret karşılığı çıkılabiliyor. Dar ve dik 366 basamaklı bir merdiven ile şehri görebilirsiniz. Kulenin arkasında da eski pazar yeri bulunur. Bu yüzden Salonlar Kulesi olarak da adlandırılmaktadır.

Belediye binası 1376-1421 yılları arasında yapılan Geç Gotik tarzda bir yapı. Bölgenin en eski binalarından birisi olan bina Burg Meydanı'nda. İsminden de anlayabileceğiniz gibi bu meydan eskiden kentin merkezinde bulunan kalenin meydanıymış.

Kutsal Kan Bazilikası: Anlatılara göre İncil'de ölümünden sonra İsa'nın cenaze töreninden sorumlu kişilerden biri olan Arimathea'lı Yusuf tarafından toplanan ve Flanders Kontu olan Alsas'lı Thierry tarafından ikinci haçlı seferinden dönerken Kutsal Topraklar'dan getirilen kutsal kan kalıntılarının saklandığı yerdir. 12. yüzyılda kontun şapeli olarak inşa edilmiş, 1923 yılında bazilika statüsü kazanmıştır.

6. Müzeler

Brugge çok farklı alanlarda pek çok müze içeren bir kent. Hepsini tek tek yazmak yerine tek bir başlık altında toplamak istiyorum. Mesela Belçika patates kızartmasının tarihini aktaran sergileri Frietmuseum'da bulabilirsiniz. Bahsettiğim Orta Çağ hastanesi 1900'lü yıllardan itibaren resimlerin ve tıp aletlerinin sergilendiği bir müze olarak kullanılıyor. Aynı şekilde şehrin tarihi sokaklarında gezerken, küçük ama bilgi dolu işkence müzesi ''De Oude Steen''i ziyaret edebilirsiniz.

Maalesef az vakit geçirdiğimiz için az şey sunabildiğim bir yazı oldu. Sizlere gezi yazısı hazırlamak için araştırma yaparken de neler neler kaçırdığımızı gördüm. Zaten tekrar gelmemiz gerektiğini biliyorduk, yazısını hazırlayınca da emin olduk diyebiliriz.

In Bruges isimli bir film var, 2008 yapımı. Bir kısmını izlemiştim fakat bitirememiştim, ilk iş izlemeye çalışacağım. Belki Brugge'a gidecekler, Brugge'da olanlar veya Brugge'dan dönenler için izlemesi güzel olabilir. Önermiş olayım yeri gelmişken.. İyi gezmeler. 


Kaynakça ve Resimler

Aksi belirtilmedikçe resimler/fotoğraflar kendime aittir. Kullanmak istiyorsanız lütfen iletişime geçiniz.

  • https://en.wikipedia.org/wiki/St._Salvator%27s_Cathedral#/media/File:Br%C3%BCgge,_Kathedrale_Sint-Salvator_(Au%C3%9Fenansicht)_(4).jpg
  • https://vls.wikipedia.org/wiki/Minnewoatre#/media/Ofbeeldienge:Bruges_Minnewater.JPG
  • https://de.wikipedia.org/wiki/Minnewater#/media/Datei:Kasteel_de_la_Faille,_beter_gekend_als_Kasteel_Minnewater,_Minnewater_4,_Brugge.JPG
  • https://commons.wikimedia.org/wiki/File:Brugge_Poertoren_R01.jpg
  • https://commons.wikimedia.org/wiki/File:200722_Poertoren_Brugge.jpg


Yorumlar

Popüler Yayınlar